Kayıtlar

Kehribar

karıncalar kadar çoğuz, kehribar kadar özel, hiçbir şeyin yokluğu kadar değersiz. su sineğinin ömrü kadar günümüz, filin ağırlığına eş duygu yükümüz, belki görmüş geçirmiş bir zeytin ağacı ömrümüz. afrikada az sonra yakalanacak olan bir antilop, kibar ve simsiyah gözlü. ya da yağmur sonrası ezilip giden bir sümüklü böceğiz. bugün; soğuk, pis, acımasız hapishanemdeki 3bin793. günüm. hastalıktan eriyip gittiğim, yaşlılıktan hareket dahi edemediğim; tek beklediğim ölümüm. açlık ve susuzluktan derimin kemiğime yapıştığı, yalnız 9 nefes sonra, kalbi duracak olan bir ölüyüm. vatanımın bir avuç toprağı için, delice siperden atılmamla, alnımdan vurulup, yere serilmemin izletildiği bir anın göz yaşıyım. bir gaddarın umarsızlığınca umursanmamışlığım. ne olduğunu dahi anlamadan, kollarımdan kopmuş, kan ve revan içindeki bedenim. çocuğunu yok yere yitirmiş, kavrulan, paramparça bir yüreğim. zifiri okyanusun orta yerindeyim, ya da sırtlanların arasındayım, sürüden kopmuş aya...

kendini nasıl tanımlarsın?

Uygarlık kavramı benim için çok önemli, çünkü uygarlık güzel bir yaşam vaad eder. Uygar insan dürüst, hayat dolu, özgür, güvenilir, güler yüzlü, enerjik, renkli, kibar, zeki, çalışkan ve benzeri "iyi" niteliklere sahip olmalıdır. Uygar bir insan olmaya çalışıyorum ve yaşamla etkileşim içerisinde olup olabildiğince çok deneyim, renk, tat ve mutluluk biriktirmek istiyorum. Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

DuLDa 2015 & 2016 & 2017

Müzik: Dulda * Sözler: R. Levent Everest * ************** Göklere tırman sahillere düş Taşları fırlat yerden yere çarp Denizlere atla en tepelerden Kalbin hazırsa vur adrenalin Rüzgarı dinle yelkenleri aç Şansını zorla zincirleri ger Kılıcını çek o gardını alsın Kalbin hazırsa vur adrenalin Tekerleri dönder hızını arttır Yokuşları çık ve ardına bakma Koş koştukça limitini zorla Kalbin bağırır bas adrenalin Bedenini kaldır vur kaslarına Sınrın yok hiç abrakadabra Enerji ve güçle her yeri inlet Kalbin bağırır bas adrenalin ******************************* GRUBUMUZU ANLAŞMALI OLARAK KAPATTIĞIMIZ İÇİN MÜZİK ÇALIŞMALARINA BİREYSEL ŞEKİLDE DEVAM EDECEĞİZ. DuLDa Kapanış Konuşması: "Bu yazıyı 20 haziran 2017 tarihinde dulda gitaristi R. K. Olarak hem kendim hem de haddim olmayarak hislere tercüman olması açısından grup adına yazıyorum. Dulda serüveninin hangi kısmını anlatmaya çalışsam 3-5 satırla geçiştiremem oturup üstüne çok fazla düşünüp çok fazla yazmam lazım. Nerden baş...

1

nedensellik... bir rüya görmüştüm, rüyamda birbirleriyle ilgisi ve âlâkası olmayan nesneler birbirlerinden etkileniyordu. söz gelimi; yere düşen kuru bir yaprak, aynı anda, bambaşka bir yerde bir canlı meydana getiriyordu, ya da cam kırıklarının havada birleşerek şekil alması, başka bir yerde aynı anda bir kelebeğin kanatlarının kapanmasına sebep oluyordu. uyandığımda bağımsız gibi gerçekleşen bu olaylar "mantıksız" ve saçma geldi, fakat bunun yanında çok şiirsel ve düşündürücüydü. "neden mantıksız?"  demek, aklıma gelen ilk soru oldu. evet fiziksel anlamda baktığımızda ilgisiz gibi, lakin fiziğin kendisi ve matematiğin kendisi hali hazırda, kurallar bütünü değil mi? fizik kurallarıyla ışığı yavaşlatıyoruz, atom altı parçacıkları keşfediyoruz, moleküllerden bileşik oluşturuyoruz. şimdi bir daha düşünürsek; evrenin kuralları ne kadar mantıklı? kim, bir kuru yaprak düşüşünün, aslında başka bir yerde ve zamanda bir canlıyı meydana getirem...

2

Nedensellik ilkesiyle düşünürsek; canlılar hayatta kalabilmek için yaşıyor, 'hayatta kal, yaşa, ölme !' kodlarında yazılı, aynı kodların içinde; 'beslen, boşalt, tüket, büyü, değiş, üre, üret, zamanı gelince de öl '  yazıyor.  yaşamak için mücadele et, fakat sonra öl , ölmek için yaşa demek gibi... yaşamak için sadece kendi çıkarlarını düşün,  bencil ol, hayatta kal, fakat üre ! üremenin faydası ne? üremenin tek hücreli canlılara faydası olmadığı gibi,  (yeterince tatmin etmeyen bir açıklamaya göre zorunlu üreme söz konusu, fakat bu zorunluluktaki bilinç, yazı ilerledikçe size de anlamsız gelecektir) gelişmiş organizmalarda "fedakarlık" gözlemleyebiliyoruz ki bu da bencil var oluşa aykırı. hayvanlar ve insanlar üreyebilen, zeki ve fedakar canlılar. çok garip bir cümle, anlatabildiysem aynı zamanda da çok fantastik. eğer tek bir dna sarmalı bilinçli olarak tüm işlevlerimi yürütüyorsa, öyleyse tüm vücudumdaki bakteriler, h...

3

Insanın doğa içindeki farkı ve uygarlığa/ilkelliğe meyilli insanın davranışlarının incelenmesi... önceki yazıda, canlıların sahip olduğu üstbilinçten söz etmiştik, henüz çoğu canlıda bir bilincin olup olmadığı tartışıla dururken. şu noktaya kadar insan dışındaki canlıları bilinçsiz diyerek nitelendirirsek, insan bilinçli, insan dışındaki canlıları üstbilinçli diye nitelersek, insan üstbilinçsiz diyerek ortak noktalarımızı bulma gayretiyle çıktığımız yolun sert bir sapağına denk gelmiş bulunuyoruz. bunun dışında, yine başka bir yazıda söz ettiğim gibi, insan diğer canlılar içinde, kötücüllüğü ile türünün tek örneğidir. çünkü diğer tüm yaşam biçimleri, hayatta kalma, öğrenme, tehdit unsurunu yok etme amacıyla savaşır, öldürür. bunun dışında sırf zevk için saldırganlık hali göstermezler. burda da diğer bi nokta olan, canlıların, tüm tabiatla uyum, barış içinde olması konusu gelir ki yine doğal dengeyi bozan, besin zincirine zarar veren, doğaya uyum yerine, doğanın...

Özsöz 20

- Sevginin nedeni çoğu zaman korkudur, korku; tüm duyguların atasıdır.  - Her şeyin başladığı yere gitmek lazım, her konuda ve her zaman.   Kökene inmek lazım, her nedenin kökenine gidildiğinde, sonucu anlamak kolaylaşacaktır.   - Kötü veya çirkin olan her şeyin sevdiğim tek yanı, onlara asla özlem duymuyor oluşumdur.  - Duygular, daha zeki ve daha bilgili olmamızdaki temel neden. Yine de; hastalıklı fikirlerimiz de, hastalıklı duygularımızdan. İnsan kasten kurcalanmış ve bozulmuş bir makine gibi, en mükemmeli bile kusurlu.  - İlmin bizleri ne zaman tamir edeceği belirsiz, bu yüzden kendi kendimizi onarmalıyız. Hiç bir ilim ve buluş yoktur ki insan aklını tatmin etsin.  - Hayatta özgür olmaktan daha mühim bir mesele yok. Bu kıymet ne aşka, ne güce, ne de bağımlılıklara değişilebilecek bir şey değil.  - Kendini tanımak, amacının anlaşılmasını sağlar. Elma ağacı elma verir, limon ağacı limon. Tüm varlıklar, amaçları doğrultusunda h...

Özsöz 19

Resim
* Kertenkelenin havuzda debelenmesi onu kurtarmaz, çabasını farkeden birinin parmağıdır onu kurtaran. * Aklın varacağı yer bir, yollar farklı olsa da... * Farklı şeyler söyle ve az konuş, söylenilmişler söylendi zaten. * özüne dön, o herkesten başka. * Ne kadar boş söz ve ne kadar boş uğraş var, ilkelliğin köhne eseri değil midir şu GÜRÜLTÜ ? * Köpeklere kızabilir misin havladıkları için? öyleyse insanlara da kızamazsın aptallıkları için. * Her şey nasıl olması gerekiyorsa öyle olur, olacaksa olur, olmayacaksa olmaz, zaten başka türlü olamazdı. * Bir insan çaresizlikten değil de, kasten yalnızlığı tercih ediyorsa, ruh sağlığı bozuk demektir. *  En büyük sanat eserlerinin, en yalnız insanların ellerinde icra olması ne denli tesadüftür? * Dünyanın en iyi insanı bile olsanız, hep birtakım düşmanlarınız, nefret edenleriniz olacaktır.   * İçi boş, güzel bi kadından etkilendiğiniz için hayıflanmayın! Güzeli istemekte ne kotülük var, bizi biz yapan estet...

"Mutlu olmaktan kaçınma" eğiliminin nedeni

Kendini tanıyamamaktan kaynaklanan bir davranıştır. "Kendini Tanımak" kolayca ozetlenebilecek bir konu değildir, işin ucu "empati" yapmaya, "insanları dinlemeye", "kendine ve başkasına karşı dürüst olmaya" (düşünce ve davranışlarda adaletli olmak) , hatta ozguven sahibi olmaya kadar gider. Kısaca anlatmaya çalışırsak mutlu olmaktan kaçınma eğiliminin nedeni; Kişinin kendiyle yüzleşebilme cesaretini gosteremeyip ürkek kalmasından kaynaklanır, hatalarla yüzleşebilmek kişiye cesaret kazandırır, ayrıca sorunun çozumunde kesin ve gerçekçi tespitlerle tam bir başarı kazanılması sağlanır. Aksi bir davranış mutlu olmaktan kaçan, kaliteli ve iyi seçimlerden kaçınan bir bireyi doğurur. Bu doğuşun sebebi, korkmuş insanın rutinlerine olan bağıdır, korkmuş insan doğal olarak mağarasından dışarı adım atmak istemez, kendini güvende hissettiği bir kafeste tutsak etmiştir. Gerçek mutluluk ve yeni bilgiler ona korkutucu gelir. Seçimlerini bu sebepten küçü...

Önemli Olan Nedir ?

"önemli olan zoru başarmak" değildir önemli olan kişinin faydalı olmasıdır. nereye giderse gitsin ! hangi şartlar altında olursa olsun. ortamı güzelleştirmelidir, ya da bu uğurda çaba göstermelidir insan. hapishanede bir kuşu iyileştirmek, ya da bir kuşa bakıcılık etmek. çiftini kaybettiğin bir ayakkıbıyı saksı yapmak imkan varsa müzik yapmak dağın başında toprağa şekil vermek çöplükten toplananlarla küçük sanat eserleri yapmak ya da ev yapmak karton kutulardan kendine mağarada resim çizmek. önemli olan insana yakışır yaşamaktır doğru olan budur ve önemli olan doğru olanı yapmaktır. bu iş gayret gerektirir, tek zorluğu burdadır. önemli olan sadece zoru başarmaksa; ip üstünde yürümek de çok zor, buzlu suda günlerce kalmak da, bir oturuşta 25 tane hamburger yemek de, ama kime ne faydası var?

ilrei grei - 2015 (2. örneksel albüm)

Resim
Beste Zamanları 00:00 Ehli keyf 01:30 Serenat 04:03 Babam ve Oğlu 09:40 Çöl Denizi 1 14:50 Çöl Denizi 2 18:11 Aşikar (hareketli vers.) 19:49 40 Milyon Alem 23:13 D.u.l.d.a. (metal vers.) 24:18 Serenat (enstrumantal) 26:51 Kapanış 27:24 Hatıra 30:37 Eskici Bize bu eşsiz yurdu ve Mustafa Kemal Atatürk'ü bahşeden yüce Tanrı'ya sonsuz teşekkür ederiz. Dinleyiciye Not: Paylaştığınız, dinlediğiniz, "yapıcı" eleştiri ve yorumlarınız için çok sağolun.  Samimiyet tüm akrabalık bağlarından kuvvetlidir. ___________________________ ehli keyf söz : Rüzgar Everest müzik : Rüzgar Everest - Hakan Akgül serenat söz : Rüzgar Everest müzik: Rüzgar Everest - Hakan Akgül babam ve oğul söz: Rüzgar Everest müzik: Hakan Akgül çöl denizi söz: Rüzgar Everest müzik: Hakan Akgül çöl denizi 2  söz: Reşat Kayon müzik: Reşat Kayon aşikar söz: Rüzgar Everest müzik : Reşat Kayon 40 milyon alem söz : Rü...

yetmiş dokuz

umutsuzluğun çukurunda, en kanlı vahşetten, en ince zulme varana dek, şahidi olmadığınız hiçbi eza kalmasın ! ırağınızdaki felaketler bile ayan olsun gözlerinize. unutmayın hiçbir şeyi, her şeyi şimdi gibi hatırlayın ! hafızanızın kudreti bedbahtlığınız olsun ! çıplak yara gibi kalın, hiçbi acıya alışmayın, hiçbi zulmü kanıksamayın ! acılarınız, doğan her gününüzü karartsın ! her yaşayacağınız acı, bir öncekinden daha büyük ve daha dayanılmaz olsun ! soyunuz uğrasın felaketlere, bütün afetleri yaşayasınız ! sonsuza değin, uyku haram olsun nankör gözlerinize ! dostlarınızın ihanetini, sevdiklerinizin nefretini, duyasınız, göresiniz ve bilesiniz ! yerin göğün tüm belaları, kötülüğü, yaksın kalleş yüreğinizi ! arafta kalsın ruh ve bedeniniz, ölüm dahil kurtaramasın sizleri ! tamunun ateşi bile, azabınızın yanında bir serin sudan ibaret kalsın ! iblisler şükretsin kendi hallerine, yanışınızın ve yok sayılmışlığınızın karşısında ! ................ Not: Murath...

geçmişimle ilgili ufak bir mizansen

her birini ne çok sevdim hayatıma girmiş bütün kadınları, onlar için aynısını söylemek o kadar güç ki hayatta epeyce güçlükle mücadele ettim etmesine, gönül zorluğu bi farklı yoruyor be koca adamı yıllar ve yıllar geçti öyle bir kadın sevdim ki, sevdiğim tüm kadınların toplamıydı sanki hayat tecrübelerden edinilen kazanımlardan ibaret, bu da farklı bitmedi elbet  açık ve net söylüyorum ne kibirim vardır haşa ne de riya, öyle sevdim öyle sevdim ki kılına zarar geleceğini bilsem göz pınarlarım boşalırdı ahh ne çok sevdim ki kalbim koşuşturan bir çitanın kalbi gibi perişandı samimi ve ısrarla söylüyorum ki kimse zarar veremezdi ona eğer yanındaysam cesaretim dinmezdi dizginlenmezdi o yanımdaysa öyle ya bilen bilir daha mutlu edemezdi hiçbir şey onu varlığımdan çok

doyamıyorum

kolundan çekip de öpsem seni, doyamıyorum konuşsak gecelerce, belini kavrasam, yan yana yatsak, sessizce, dokunmasam, sürekli beraber olsak, azdır, doyamıyorum. kolarım yetiyor uzanmaya, bacaklarım yetiyor kalkmaya, yetmeyi de bırak; seni düşünen kafam, rahat vermeyen kalbim, fazla geliyor, kendime kendim, fakat nasıl bir sen varsın ki, sana doymak yetmiyor.

Tübitak’ın Değerlendiremediği Proje Dünya Fizik Yarışmasında Birinci Oldu

Tübitak’ın Değerlendiremediği Proje Dünya Fizik Yarışmasında Birinci Oldu

Özsöz 18

Tanrım ne kadar uzun yaşadığımın veya ne kadar tat aldığımın önemi yok. Yeter ki yararlı, anlamlı bir ömrüm olsun, kıymetli ve seçkin kullarınızınki gibi...  her şeyi 1 noktaya kadar küçültebilirsin, fakat büyütmenin sonu yok gibi... zaman da ancak bir nokta kadar küçültülebilir, bu da ilk geldiği yere geri döndürülmesi şeklinde olacaktır. zeka için zamanın önemi, genişliğinden ibarettir, ne kadar zeki olunabilinirse olunulsun, sorunun büyüklüğü arrtıkça, ihtiyaç duyulacak olan zamanın, genişlemesi de gereklilik olacaktır. Akıl olmadıktan sonra... ne kadar zekaya sahip olunulduğunun da, ne kadar bilgiye sahip olunulduğunun da, ne kadar kitabın, müziğin, filmin bilinildiğinin de hiç bir önemi yoktur. ahlak topluma veya kişiye özgü değildir. evrenseldir, akla ve vicdana dayanır. sesimiz yalnızca sorunları çözmek ve sanat için, dedikodu değil kulaklarımız yalnızca işitmek için dünyanın bize anlattıklarını, kalitesiz müzikler ve gürültü ...

Hallaç Pamuğu

hallaç pamuğu bin ilin, yirmi bin yiğidini serseler, yıkamazlar, sonsuz direncim. ... ah ama bir sen varsın en zayıf noktamsın öyle kırılgan ve güzelsin ki sana çekiliyorum, zerafetine kurban ediliyor zerre zerre ufalanıyor bütün direncim. hallaç pamuğudur artık kalbim. ... gel burdan gidelim hiç bişey olmamış gibi  her şey yeniden başlasın tüm kazandığım savaşları kaybederim uğruna ve tüm başarılarımı.  önemi yok, seni kazanamadıktan sonra. ... çözmek için çok geç, sarmalanmış kökleriz iç içe geçmiş... ... dudakların dudaklarım saçların saçlarım  dokunuşun  dokunuşum arzuların arzularım, şefkatinden fazla şefkatim gözlerinse ah o gözlerin içerisinde içerler beni, içerisinde gözlerim ve yine senin gözlerin... Rüzgar L. Everest

Kıyamet İnsana Ait

Kıyamet İnsana Ait neden beni sevecek olana aşık olayım ki ? fazlaca severim, o ayrı ! ulaşılabilecek olduktan sonra," ulaşmaya çalışmanın" ne anlamı kalır? aslolan belki sever ümidiyle sonsuz gayrette bulunmaktır. aşık olunanın sevmeye ihtimalinin bile olmamasıdır seni ümitsizliğinin diplerinde dehşete düşüren. tanrıdan da en çok koptuğumuz zaman, bizi umursamadığını düşündüğümüz zamanlar değil midir? korkunç ve oldukça öfkelendirici ! bazen sanki umru değiliz. her reddedişin ve isyanın başlangıcında,  insanoğluna adaletsiz davrandığının düşüncesi yok mudur? hem zaten, koskoca Tanrı bile ; acılarımızı, acizliği ya da muhtaçlığı nerden bilecek? ne bilecek ki o günkü o dehşet korkuyu ? Rüzgar L. Everest

Ağaçla su gibi

ağaçla su gibi  ağaç ve suyun ilişkisi kadar farksız ilişkimiz bilir misin susuzum asırlardır sana bilir misin nicedir halim sensiz yapışır kabuklarım kabuklarıma yanar kurur gövdem kavrulur yapraklarım her gün tüm varlığımla sana kanıyorum saniye saniye an be an sana yanıyorum. dilesen ömür boyu senin için yaşamamı fazlasıyla kolayca olur bu rica. varlığım varlığın kadar ve varlığım varlığından dolayı var. her gülüşünde yıldızlar parlıyor her gözlerinle yaktığında zamanlar duruyor ıtır gibi zarif, tatlısın ve bu çokça tüketiyor beni formülü yok sana dair sevgimin, sınırsızca kaplar en uzakları evrenleri kap kap koysalar hani önüme 40 milyon alem yetmez doldurmaya, hepsine de "sen" diye akar, dolar dolar taşarım. Rüzgar L. Everest

Hoyratça eşlik et

Hoyratça vahşet mi bekliyorsun benden ? üzdüğünde ya da kırdığında seni biri, göreceksin! sert olmamı mı istiyorsun benden , ya da hoyrat kirpiklerine ters giden rüzgarları göster bunlar dışında fena davranmamımı bekliyorsun sana karşı ? yanlış öğrenmişsin sevgiliyi çocuk, benim tüm sana gelişlerim dosdoğru. eşlik et  ey benim yarenim affet vazgeçişlerim için  dans ederken eşlik et sensiz, hep bir eksiğiz.  tamamlanalım karşılıklı adımın geçtiği yerlerde saygı gör bak bütün topraklarım senin huzur güven sadakat ülkesindesin koşturduğun tüm o özgür atlar, mutlu olabileceğin yegane diyardaki denizlerin üzerine yağan yağmurlar gibidir şahane, ucu bucağı yok ve pare pare sıçrayan damlacıklar  4 nala, sakin ve kendini bırakırcasına her biri düşer farklı zamanlarda ah bir de o sesi yok mu , sesin gibidir, pıtır, pıtır, pıtır. Rüzgar L. Everest